top of page

İcra İnkar Tazminatı Nedir? Şartları, Hesaplanması ve Hukuki Sonuçları

12 Ağu
4 dakikada okunur

İcra takibiyle karşı karşıya kalan borçlu, kendisine gönderilen ödeme emrine kanunda öngörülen süre içerisinde itiraz etme hakkına sahiptir. Ancak icra takibine itiraz edilmesi, her durumda borçlunun haklı olduğu anlamına gelmez. Özellikle mevcut ve belirlenebilir bir borca karşı dayanaksız şekilde yapılan itirazlar, alacaklının tahsil sürecini uzatabilir, uyuşmazlığın mahkemeye taşınmasına ve tazminata neden olabilir.


Bu noktada icra inkâr tazminatı gündeme gelir. İcra inkâr tazminatı, belirli şartların gerçekleşmesi hâlinde, takibe haksız şekilde itiraz eden borçlunun, alacaklı lehine ayrıca bir tazminat ödemesine karar verilmesini ifade eder.



İcra Takibine İtiraz Edilirse Ne Olur?


İlamsız icra takibinde ödeme emrinin borçluya tebliğ edilmesiyle birlikte borçlu açısından itiraz süresi başlar. Borçlu, kanunda belirtilen süre içerisinde borcun tamamına veya bir bölümüne itiraz edebileceği gibi faiz, borçlu sıfatı veya takip dayanağı bakımından da itirazlarını ileri sürebilir.


Süresinde yapılan itiraz, kural olarak icra takibinin devamını engeller. Böyle bir durumda alacaklının, alacağına kavuşabilmek için itirazın hukuki niteliğine göre ilgili yollara başvurması gerekir.


Burada önemli olan nokta şudur: İtiraz etmek kanuni bir haktır; ancak bu hakkın kullanılmış olması, itirazın mutlaka haklı olduğu anlamına gelmez.


Haksız İtiraz Ne Anlama Gelir?


Haksız itiraz, genel olarak borçlunun takip konusu borca yönelik savunmasının hukuken kabul görmemesi ve yargılama sonucunda borcun mevcut olduğunun ortaya çıkması durumunu ifade eder.


Örneğin borcun varlığı belgelerle ortaya konulabiliyor, borç miktarı belirli veya kolaylıkla hesaplanabilir durumda bulunuyor ve borçlu buna rağmen takibi durdurmak amacıyla itiraz ediyorsa, uyuşmazlık sonucunda icra inkâr tazminatı gündeme gelebilir.


Ancak burada önemli bir ayrım yapmak gerekir. Her haksız itirazın mutlaka kötü niyetli olduğu söylenemez. İtirazın haksız bulunması ile borçlunun kötü niyetli hareket etmesi aynı kavram değildir. İcra inkâr tazminatı bakımından somut olayın özellikleri ve alacağın niteliği ayrıca değerlendirilmelidir.


İcra İnkar Tazminatı Nedir?


İcra inkâr tazminatı, icra takibine yapılan itirazın mahkeme tarafından haksız bulunması ve diğer yasal şartların da gerçekleşmesi hâlinde, alacaklı lehine hükmedilebilen bir tazminattır.


Düzenlemenin temelinde, borçlunun icra takibini haksız biçimde durdurarak alacaklının tahsil sürecini gereksiz yere uzatmasının önlenmesi düşüncesi bulunmaktadır.


Bu nedenle icra inkâr tazminatı yalnızca borcun ödenmemesi nedeniyle ortaya çıkan bir ödeme kalemi değildir. Aynı zamanda, icra takibine yapılan itirazın sonuçlarını da ilgilendiren hukuki bir yaptırım niteliğindedir.


İcra İnkar Tazminatının Yasal Dayanağı

İcra inkâr tazminatının temel düzenlemesi İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesinde yer almaktadır.


İtirazın iptali davası sonucunda borçlunun itirazının haksız olduğunun belirlenmesi ve diğer şartların oluşması hâlinde, mahkeme tarafından alacaklı lehine icra inkâr tazminatına hükmedilmesi mümkündür.


İcra İnkar Tazminatına Hangi Durumlarda Hükmedilebilir?


İcra inkâr tazminatının uygulanabilmesi için yalnızca borçlunun itiraz etmiş olması yeterli değildir. Somut olayda birden fazla koşulun birlikte değerlendirilmesi gerekir.


1. İcra Takibinin Niteliği


Öncelikle uyuşmazlığın hangi tür icra takibinden kaynaklandığı önem taşır. İcra inkâr tazminatının uygulanıp uygulanamayacağı, takip türüne ve başvurulan hukuki yola göre değişebilir.


Bu nedenle yalnızca “borca itiraz edildi” şeklindeki genel bir değerlendirme yeterli değildir. Takibin ilamlı veya ilamsız olması, takip dayanağı ve borçlunun itirazının niteliği ayrıca incelenmelidir.


2. Borçlunun Süresi İçinde İtiraz Etmesi


İtirazın icra takibini durdurabilmesi için kanunda öngörülen süre içerisinde yapılması gerekir. Süresinde yapılmayan bir itiraz, takip bakımından farklı hukuki sonuçlar doğuracağından icra inkâr tazminatı değerlendirmesi de buna göre yapılmalıdır.


3. Alacaklının İtirazın iptali davası açması


Borçlunun itirazıyla takip durduğunda, alacaklının alacağını tahsil edebilmek için ilgili hukuki yola başvurması gerekir. Bunlardan biri itirazın iptali davasıdır. Alacaklı, bu dava kapsamında alacağının mevcut olduğunu ve borçlunun itirazının haksız olduğunu ortaya koymaya çalışır.


4. Alacağın Likit Olması

Mahkeme tarafından borcun varlığının ortaya konulması tek başına her olayda aynı sonucun doğacağı anlamına gelmez. Alacağın niteliği, belirlenebilir olup olmadığı ve uyuşmazlığın özellikleri de dikkate alınır.


Özellikle likit, yani miktarı belirli veya hesaplanabilir nitelikteki alacaklar bakımından icra inkâr tazminatı açısından önemli bir değerlendirme yapılır.


5. İtirazın Haksız Olduğunun Belirlenmesi


Burada “haksız itiraz” kavramını, “kötü niyetli itiraz” ile karıştırmamak gerekir. Borçlunun icra takibine itiraz etmesi kanundan doğan bir haktır. Borçlu gerçekten borcu olmadığını düşünüyor, borcun miktarına itiraz ediyor veya takip konusu alacağın hukuki dayanağını kabul etmiyorsa savunma hakkını kullanabilir. Ancak yapılan yargılama sonucunda borcun mevcut olduğu ve borçlunun itirazının hukuken geçerli bir sebebe dayanmadığı ortaya çıkarsa, itiraz haksız olarak değerlendirilebilir.


Başka bir ifadeyle, borçlunun itiraz ettiği sırada mutlaka kötü niyetli olduğunu bilmek gerekmez. Önemli olan, yargılama sonucunda itirazın haklı bir temele dayanmadığının ortaya çıkması ve diğer yasal şartların da gerçekleşmesidir.


6. Tazminat Talebinin İleri Sürülmesi


İcra inkâr tazminatının hüküm altına alınabilmesi için alacaklının bu yöndeki talebini ileri sürmesi gerekir. Dolayısıyla dava sürecinde yalnızca asıl alacağın tahsili istenmekle yetinilmemeli, şartların bulunması hâlinde icra inkâr tazminatı talebi de açık şekilde ortaya konulmalıdır.


Alacağın Likit Olması Neden Önemlidir?


İcra inkâr tazminatı bakımından en çok dikkat edilmesi gereken konulardan biri, takip konusu alacağın likit olup olmadığıdır.


Likit alacak, basitçe ifade etmek gerekirse, miktarı belirli olan veya gerekli hesaplama yapıldığında kolaylıkla ortaya çıkarılabilen alacaktır.


Örneğin taraflar arasındaki sözleşme, fatura, hesap dökümleri veya başka belgeler üzerinden borcun miktarı açık biçimde belirlenebiliyorsa, alacağın likit olup olmadığı yönünden değerlendirme yapılabilir.


Buna karşılık alacağın miktarının ancak kapsamlı bir yargılama, bilirkişi incelemesi veya farklı hesaplamalar sonucunda belirlenebildiği uyuşmazlıklarda değerlendirme farklılaşabilir.


Bu nedenle icra inkâr tazminatı açısından yalnızca “borç var mı?” sorusuna değil, “borcun miktarı belirlenebilir mi?” sorusuna da bakılması gerekir.


İcra İnkar Tazminatı Nasıl Hesaplanır?


İcra inkâr tazminatının hesaplanmasında temel olarak İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesinde yer alan düzenleme dikkate alınır. Buna göre, borçlunun itirazının haksız bulunması hâlinde, diğer tarafın talebi üzerine hükmolunan meblağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilebilir.


Buradaki %20 oranı alt sınırdır. Dolayısıyla şartları oluştuğunda mahkemenin en az %20 oranında tazminata hükmetmesi söz konusu olabilir; somut olayın özelliklerine göre daha yüksek bir oran uygulanması da mümkündür.


Örnek olarak; 100.000 TL'lik bir icra takibine yapılan itiraza karşı ikame edilen itirazın iptali davasında %20 icra inkar tazminatı 20.000 TL olarak tespit edilecektir. Aslında burada hesap dava esas değeri üzerinden yapılmaktadır. İtirazın iptali davasında dava esas değerinin hesaplanması için ilgili yazımızı inceleyebilirsiniz.




*** Yukarıda yer alan yazı bilgi amaçlı olup, hukuki mütalaa ya da tavsiye niteliği taşımamaktadır. Somut olayda izlenecek yol farklılık gösterebileceğinden hak kaybına uğramamak adına bir avukata danışarak profesyonel hizmet almanız önerilir

 
 
 

Yorumlar


bottom of page