İCRA ÖDEME TAAHHÜDÜ NEDİR? ŞARTLARI, SONUÇLARI VE HUKUKİ SÜREÇ
- dogukanerel
- 2 gün önce
- 13 dakikada okunur
İcra takibi devam ederken borçlu ile alacaklı arasında yapılan ödeme taahhüdü, borcun belirli tarihlerde ve kararlaştırılan taksitler doğrultusunda ödeneceğinin resmi olarak kabul edilmesidir. Kanunda öngörülen şartlara uygun şekilde düzenlenen bu taahhüt, yalnızca taraflar arasındaki bir anlaşma olmayıp hukuki sonuç doğuran önemli bir işlemdir.
Taahhüde rağmen borcun kararlaştırıldığı şekilde ödenmemesi hâlinde, İcra ve İflas Kanunu kapsamında ödeme taahhüdünü ihlal gündeme gelebilir. Ancak her ödeme gecikmesi otomatik olarak ihlal anlamına gelmez. Taahhüdün geçerli şekilde kurulmuş olması, ihlalin kanuni şartları taşıması ve alacaklının süresi içinde başvuruda bulunması gerekir.
Bu rehberde ödeme taahhüdünün nasıl düzenlendiği, hangi durumlarda ihlal oluştuğu, uygulanabilecek yaptırımlar, şikâyet süreci ve uygulamada dikkat edilmesi gereken hususlar ayrıntılı olarak açıklanmaktadır.

Ödeme Taahhüdü Neden Yapılır?
İcra dosyasında borcun tek seferde ödenememesi oldukça sık karşılaşılan bir durumdur. Bu gibi hâllerde taraflar, borcun belirli bir takvim doğrultusunda ödenmesi konusunda anlaşabilirler. İşte bu anlaşma, kanunun aradığı şartlar yerine getirildiğinde ödeme taahhüdü niteliği kazanır.
Ödeme taahhüdünün temel amacı;
Borcun taksitler hâlinde ödenmesini sağlamak,
Alacaklının tahsil güvencesini artırmak,
İcra sürecinin daha düzenli ilerlemesine katkı sunmaktır.
Borçlu açısından ödeme planı oluşturulurken, alacaklı açısından ise borcun tahsil edilme ihtimali güçlenmiş olur.
Geçerli Bir Ödeme Taahhüdü Nasıl Oluşturulur?
Her yazılı ödeme sözü, hukuken ödeme taahhüdü olarak kabul edilmez. Kanunun aradığı şekil ve içerik şartlarının eksiksiz yerine getirilmesi gerekir. Aksi durumda ihlalden söz edilmesi mümkün olmayacaktır.
İcra Takibi Devam Ediyor Olmalıdır
Ödeme taahhüdü mutlaka mevcut bir icra dosyası kapsamında verilmelidir. Tarafların kendi aralarında yaptıkları sıradan ödeme planları, İcra ve İflas Kanunu anlamında ödeme taahhüdü sayılmaz.
Borç Miktarı Tereddüde Yer Vermemelidir
Taahhütte hangi borcun ödeneceği açıkça belirtilmelidir. Ana para, işlemiş faiz ve varsa takip giderleri net şekilde gösterilmelidir.
Belirsiz veya sonradan hesaplanması gereken borçlar üzerine kurulan taahhütler hukuki sorunlara neden olabilir.
Ödeme Planı Açık Olmalıdır
Taahhütte;
Ödeme tarihleri,
Taksit sayısı,
Her taksidin tutarı,
Son ödeme günü
açık ve anlaşılır şekilde yazılmalıdır. Muğlak ifadeler içeren ödeme planları ilerleyen süreçte uyuşmazlıklara yol açabilir.
Borçlunun Serbest İradesi Bulunmalıdır
Ödeme taahhüdü baskı, tehdit veya zorlamayla alınamaz. Borçlunun özgür iradesiyle taahhütte bulunmuş olması gerekir. İrade sakatlığı bulunan durumlarda taahhüdün geçerliliği mahkeme tarafından ayrıca değerlendirilebilir.
Borçlu bizzat taahhüt vermelidir
Yargıtay yerleşik içtihatlarına göre, borçlu vekili (avukat) icra dairesinde borç ödeme taahhüdünde bulunamaz. Ödeme taahhüdü kişiye sıkı sıkıya bağlı bir yükümlülük olduğundan, vekaletnamede özel yetki bulunsa dahi avukatın verdiği taahhüt geçersizdir
Usulüne Uygun Şekilde Düzenlenmelidir
Taahhüdün, kanunun öngördüğü usule uygun olarak düzenlenmesi ve gerekli imzaları taşıması gerekir. Şekil eksiklikleri, ihlal iddiasının reddedilmesine neden olabilecek önemli savunma sebeplerinden biridir.
Hangi Durumlarda Ödeme Taahhüdü İhlal Edilmiş Sayılır?
Ödeme taahhüdünün ihlal edildiğinden söz edilebilmesi için yalnızca taksidin gecikmiş olması yeterli değildir. Kanunun aradığı diğer şartların da birlikte gerçekleşmesi gerekir.
İhlalden söz edilebilmesi için genel olarak;
Geçerli bir ödeme taahhüdü bulunmalı,
Kararlaştırılan ödeme süresi geçirilmiş olmalı,
Ödeme hiç yapılmamış veya taahhüde aykırı şekilde gerçekleştirilmiş olmalı,
Borçlunun haklı bir mazereti bulunmamalı,
Alacaklı yasal süre içerisinde şikâyette bulunmalıdır.
Bu şartlardan herhangi birinin eksik olması hâlinde ödeme taahhüdünü ihlal nedeniyle yaptırım uygulanması mümkün olmayabilir.
Ödeme Taahhüdünü İhlalin Hukuki Sonuçları
Geçerli bir ödeme taahhüdüne rağmen borcun kararlaştırılan şekilde ödenmemesi, belirli şartların varlığı hâlinde borçlu açısından hukuki sonuçlar doğurabilir. Ancak bu yaptırımın uygulanabilmesi için yalnızca ödeme yapılmamış olması yeterli değildir. Taahhüdün usulüne uygun düzenlenmiş olması, ihlalin gerçekleşmesi ve alacaklının kanuni süre içerisinde şikâyet hakkını kullanması gerekir.
İcra ve İflas Kanunu'nun 340. maddesi uyarınca, şartların oluşması durumunda borçlu hakkında tazyik hapsine karar verilebilir. Bu yaptırımın amacı borçluyu cezalandırmak değil, taahhüdün yerine getirilmesini sağlamaktır.
Tazyik Hapsi Nedir?
Tazyik hapsi, klasik anlamda bir ceza hukuku yaptırımı değildir. İcra hukukuna özgü özel bir yaptırım niteliği taşır ve yalnızca kanunda belirtilen durumlarda uygulanabilir.
Bu nedenle tazyik hapsi;
Adli para cezasına çevrilemez.
Ertelenemez.
Denetimli serbestlik kapsamında değerlendirilmez.
Koşullu salıverme hükümlerine tabi değildir.
Borç tamamen ödendiğinde ise tazyik hapsinin infazı sona erebilir.
Tazyik Hapsi Süresi Ne Kadardır?
Ödeme taahhüdünü ihlal eden borçlu hakkında üç aya kadar tazyik hapsine karar verilebilir. Mahkeme her somut olayı ayrı ayrı değerlendirerek karar verir. Taahhüdün içeriği, ihlalin şekli ve dosya kapsamındaki deliller dikkate alınır.
Burada dikkat edilmesi gereken önemli nokta, verilen hapis kararının borcu ortadan kaldırmamasıdır. Borçlu;
Hapis cezasını çekse bile,
Alacaklı borcun tahsili için icra takibine devam edebilir.
Dolayısıyla tazyik hapsi, borcun yerine geçen bir yaptırım değildir.
Tazyik Hapsi Adli Sicile İşler mi?
Hayır. Ödeme taahhüdünü ihlal nedeniyle verilen tazyik hapsi, ceza hukuku anlamında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı sayılmaz.
Bu nedenle;
Adli sicil kaydına işlenmez.
Sabıka kaydı oluşturmaz.
Memuriyet veya birçok özel sektör başvurusunda adli sicil açısından olumsuz sonuç doğurmaz.
Ancak kişinin özgürlüğünü sınırlayan ciddi bir yaptırım olduğu unutulmamalıdır.
Tazyik Hapsi Para Cezasına Çevrilebilir mi?
Hayır.
İcra ve İflas Kanunu kapsamında verilen tazyik hapsi, adli para cezasına çevrilemez ve başka bir yaptırıma dönüştürülemez.
Borçlu açısından yaptırımın sona ermesini sağlayabilecek başlıca durumlar şunlardır:
Borcun tamamen ödenmesi,
Alacaklının şikâyetinden vazgeçmesi,
Taahhüdün hukuken geçersiz olduğunun mahkemece tespit edilmesi.
Bunların dışında, hapis kararının yalnızca para ödenerek kaldırılması mümkün değildir.
Alacaklı Şikâyette Bulunmadan Hapis Kararı Verilebilir mi?
Hayır.
Ödeme taahhüdünü ihlal nedeniyle uygulanacak yaptırım, resen başlatılan bir süreç değildir. İcra ceza mahkemesinin inceleme yapabilmesi için alacaklının şikâyette bulunması gerekir.
Şikâyet olmadan mahkemenin kendiliğinden tazyik hapsi kararı vermesi mümkün değildir.
Bu nedenle alacaklının kanunda öngörülen süreleri kaçırmaması büyük önem taşır.
Şikâyet Süresi Ne Kadardır?
Kanun, ödeme taahhüdünün ihlal edilmesi durumunda alacaklıya belirli süreler içerisinde başvuru yapma yükümlülüğü getirmiştir.
Buna göre şikâyet;
İhlalin öğrenildiği tarihten itibaren 3 ay içinde,
Her hâlde ihlal tarihinden itibaren 1 yıl geçmeden
yapılmalıdır.
Bu süreler hak düşürücü niteliktedir. Sürelerin geçirilmesi hâlinde mahkeme artık tazyik hapsine karar veremez.
Uygulamada en sık karşılaşılan hatalardan biri, şikâyet süresinin yanlış hesaplanmasıdır. Bu nedenle sürelerin dikkatle takip edilmesi hem alacaklı hem de borçlu açısından önem taşır.
Şikâyet Başvurusu Nasıl Yapılır?
Ödeme taahhüdünün ihlal edildiği iddiasıyla tazyik hapsi uygulanabilmesi için alacaklının şikâyet hakkını kullanması gerekir. Bu süreç kendiliğinden başlamaz ve mahkeme resen inceleme yapmaz.
Şikâyet başvurusu yapılırken ihlalin gerçekleştiğini gösteren bilgi ve belgelerin eksiksiz şekilde sunulması önem taşır. Başvurunun usulüne uygun yapılmaması veya süresinin kaçırılması, talebin reddedilmesine neden olabilir.
Yetkili Mahkeme Hangisidir?
Ödeme taahhüdünü ihlal nedeniyle açılacak davalarda görevli mahkeme İcra Ceza Mahkemesidir.
Genel olarak yetki, taahhüdün düzenlendiği veya icra dosyasının bulunduğu yer mahkemesine aittir. Yetkiye ilişkin itirazların da kanunda öngörülen süre içerisinde ileri sürülmesi gerekir.
Şikâyet Dilekçesinde Neler Yer Almalıdır?
Başvurunun sağlıklı şekilde değerlendirilebilmesi için dilekçede mümkün olduğunca ayrıntılı bilgi verilmelidir.
Özellikle;
İcra dosya numarası,
Taraf bilgileri,
Ödeme taahhüdünün tarihi,
İhlal edilen taksit veya ödeme tarihi,
İhlalin nasıl gerçekleştiği,
Talep sonucu
açık şekilde belirtilmelidir.
Bunun yanında ödeme taahhüdü tutanağı ve diğer ilgili belgelerin de dilekçeye eklenmesi sürecin daha sağlıklı ilerlemesine katkı sağlar.
Mahkeme Süreci Nasıl İşler?
Şikâyetin mahkemeye ulaşmasının ardından dosya incelenerek duruşma günü belirlenebilir. Mahkeme, yalnızca ödemenin yapılıp yapılmadığını değil, ihlalin hukuken oluşup oluşmadığını da değerlendirir.
Bu kapsamda;
Taahhüdün geçerli olup olmadığı,
Şekil şartlarının yerine getirilip getirilmediği,
Borcun gerçekten ödenip ödenmediği,
Ödeme yapılmamasının haklı bir nedene dayanıp dayanmadığı
ayrıntılı olarak incelenir.
Her dosya kendi özellikleri çerçevesinde değerlendirilir ve mahkeme tüm delilleri birlikte dikkate alarak karar verir.
Borçlu Hangi Savunmaları Yapabilir?
Ödeme taahhüdünü ihlal iddiasıyla açılan davalarda borçlu, kanunun tanıdığı savunma haklarından yararlanabilir. Dosyanın durumuna göre ileri sürülebilecek savunmalar değişmekle birlikte en sık karşılaşılan savunmalar şunlardır.
Taahhüdün Geçersiz Olduğu İddiası
Borçlu, ödeme taahhüdünün kanunda öngörülen şartlara uygun şekilde düzenlenmediğini ileri sürebilir.
Örneğin;
Borç miktarının açık olmaması,
Ödeme planının belirsiz olması,
Şekil şartlarının eksik olması,
İmza eksikliği
gibi durumlarda taahhüdün hukuken geçersiz olduğu savunulabilir.
Borcun Ödendiğinin İspatı
Borçlu, ihlal edildiği iddia edilen taksidin zamanında ödendiğini banka dekontu, makbuz veya diğer yazılı belgelerle ispat edebilir.
Mahkeme, sunulan ödeme belgelerini dosya kapsamındaki diğer delillerle birlikte değerlendirir.
Haklı Mazeretin Bulunması
Bazı durumlarda ödeme yapılamamasının borçlunun iradesi dışında gelişen nedenlerden kaynaklandığı ileri sürülebilir.
Örneğin;
Ağır sağlık sorunları,
Doğal afetler,
Beklenmeyen ve ciddi engeller,
Hukuken kabul edilebilir diğer mücbir sebepler
mahkeme tarafından somut olayın özelliklerine göre değerlendirilebilir. Ancak her ekonomik güçlük tek başına haklı mazeret olarak kabul edilmeyebilir.
*** Yukarıda yer alan yazı ve aşağıda yer alan dilekçe örnekleri bilgi amaçlı olup, hukuki mütalaa ya da tavsiye niteliği taşımamaktadır. Somut olayda izlenecek yol farklılık gösterebileceğinden hak kaybına uğramamak adına bir avukata danışarak profesyonel hizmet almanız önerilir.
İCRA ÖDEME TAAHHÜDÜ ÖRNEK
T.C. ……………..İCRA MÜDÜRLÜĞÜ
Dosya No: 202../… Esas
Alacaklı vekili ve borçlu şirket yetkilisi geldi. Borçlu şirket yetkilisi yetki belgesi, imza sirküleri ve kimliğini sundu, birer örneği dosyaya alındı. Borçlu şirket yetkilisi söz alarak; aşağıda taraflarca yapılmış ve mutabık kalınmış dosya hesabında belirtilen;
Ana para :10 TL
Takibe dek işlemiş faiz :10 TL
Takip toplamı :10 TL
İcra vekâlet ücreti :10 TL
Tahsil harcı :10 TL
Masraf :10 TL
Taahhüt tarihlerine göre taahhüt miktarları mahsubu ile hesaplanan kademeli faiz olarak son taahhüt tarihine dek işleyecek toplam faiz : 10 TL
TOPLAM :70 TL
olmak üzere hesaplanan 70-TL toplam borcu;
…………….. tarihinde 15-TL,
……………… tarihinde 15-TL,
……………… tarihinde 15-TL,
……………… tarihinde 25-TL,
olarak ödemeyi kabul, beyan ve taahhüt ederim. İşbu ödeme taahhüdünü herhangi bir baskı veya zorlama altında kalmaksızın, serbest irademle verdiğimi; taahhüdün hukuki ve cezai sonuçları hakkında bilgilendirildiğimi, bu hususları anladığımı ve kabul ettiğimi beyan eder, düzenlenen icra ödeme taahhüdünün alacaklı vekiline tefhimini talep ederim. dedi.
İCRA ÖDEME TAAHHÜDÜNDE BULUNAN
İMZA
Huzurdaki alacaklı vekiline icra taahhüdü tefhim edildi.
İCRA MÜDÜR YARDIMCISI
İMZA
Söz alan alacaklı vekili dosya hesaplamasını, taksitleri ve tutarlarını, borçlunun taahhüdünü,70-TL toplam borcu;
…………….. tarihinde 15-TL,
……………… tarihinde 15-TL,
……………… tarihinde 15-TL,
……………… tarihinde 25-TL,
olarak ödemesini kabul ettiğimizi beyan ederiz, dedi
ALACAKLI VEKİLİ
İMZA
Alacaklının icra taahhüdünü kabul beyanı, borçlu şirket yetkilisine tefhim edildi. Taahhüdün hukuki ve cezai sorumluluğu anlatıldı.
"İcra ve İflas Kanunu MADDE 340: 111 inci madde mucibince veya alacaklının muvafakati ile icra dairesinde kararlaştırılan borcu ödeme şartını, makbul bir sebep olmaksızın ihlal eden borçlunun, alacaklının şikâyeti üzerine, üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin tatbikine başlandıktan sonra borçlu borcun tamamını veya o tarihe kadar icra veznesine yatırmak zorunda olduğu meblağı öderse tahliye edilir; ödemelerini tekrar keserse, hakkında tazyik hapsine yeniden karar verilir. Ancak, bir borçtan dolayı tazyik hapsinin süresi üç ayı geçemez."
Hükmü gereğince ödeme şartının ihlali hâlinde hakkında İcra ve İflas Kanunu'nun 340. maddesi uyarınca üç aya kadar tazyik hapsine karar verilebileceği ve icra takibinin devam edeceği hususu borçluya bildirildi.
İCRA MÜDÜR YARDIMCISI
İMZA
Borçlu şirket yetkilisi tekrar söz alarak;
" Alacaklının ödeme taahhüdünü kabul beyanının tarafıma tefhim edildiğini, ayrıca müdürlük tarafından ödeme taahhüdünün hukuki ve cezai sonuçlarının ayrıntılı şekilde açıklandığını, yapılan açıklamaları tamamen anladığımı, bu doğrultuda taahhüdümün hukuki sonuçlarını kabul ettiğimi ve ödeme taahhüdümü serbest irademle tekrar beyan ettiğimi kabul ve taahhüt ederim. " dedi.
İCRA ÖDEME TAAHHÜDÜNDE BULUNAN
(EL YAZISI İLE) OKUDUM, ANLADIM, KABUL EDİYORUM
İMZA
ÖDEME TAAHHÜDÜNÜ İHLAL ŞİKAYET DİLEKÇESİ
......................İCRA CEZA MAHKEMESİ'NE
ŞİKAYETÇİ:
VEKİLİ: Av. ……………………………
ŞÜPHELİ (BORÇLU):
SUÇ: İcra ve İflas Kanunu'nun 340. maddesi kapsamında ödeme taahhüdünü ihlal
SUÇ TARİHİ:…./…./20….
KONU: Geçerli olarak verilen ödeme taahhüdünün haklı bir neden olmaksızın ihlal edilmesi nedeniyle şüpheli hakkında İİK m.340 uyarınca tazyik hapsine karar verilmesi isteminden ibarettir.
AÇIKLAMALAR
1. Müvekkil tarafından, borçlu aleyhine ………… İcra Müdürlüğü'nün ………/…… Esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatılmış, ödeme emrinin usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesi üzerine takip kesinleşmiştir.
2. Takip devam ederken borçlu, icra müdürlüğü huzurunda ve müvekkilin kabulü doğrultusunda dosya borcunu belirlenen taksitler hâlinde ödeyeceğini kabul etmiş; bu doğrultuda usulüne uygun şekilde ödeme taahhüdünde bulunmuştur.
Borçlu tarafından verilen ödeme taahhüdüne göre;
…/…/20…. tarihinde 15,00 TL,
…/…/20…. tarihinde 15,00 TL,
…/…/20…. tarihinde 15,00 TL,
…/…/20…. tarihinde 25,00 TL
olmak üzere toplam 70,00 TL dosya borcunun ödenmesi kabul ve taahhüt edilmiştir.
3. Ancak borçlu, taahhüt ettiği ilk ödeme tarihinden itibaren yükümlülüğünü yerine getirmemiş, haklı ve geçerli herhangi bir mazeret de ileri sürmemiştir. Böylece İcra ve İflas Kanunu'nun 340. maddesi kapsamında ödeme taahhüdünü ihlal etmiştir.Borçlunun taahhüdünü yerine getirmediği hususu icra dosyası kapsamındaki kayıtlar ile sabittir.
4. Borçlu tarafından verilen ödeme taahhüdünün geçerli olduğu, ödeme planının açık ve belirli olduğu, taahhüdün icra müdürlüğünde ve alacaklının kabulü ile düzenlendiği dikkate alındığında, ödeme şartının haklı bir neden olmaksızın ihlal edildiği açıkça ortadadır.
Bu nedenle şüpheli hakkında İcra ve İflas Kanunu'nun 340. maddesi uyarınca tazyik hapsine karar verilmesi amacıyla işbu şikâyetin yapılması zorunluluğu doğmuştur.
HUKUKİ NEDENLER.: İİK, HMK ve sair ilgili mevzuat.
DELİLLER:
…………… İcra Müdürlüğü'nün ………/…… Esas sayılı takip dosyası,
İcra müdürlüğünde düzenlenen ödeme taahhüdü,
Dosya hesap dökümü,
Ödeme kayıtları,
UYAP kayıtları,
Bilirkişi
Gerektiğinde her türlü yasal delil.
SONUÇ VE İSTEM:
Yukarıda arz ve izah olunan nedenlerle FAZLAYA DAİR HAKLARIMIZ SAKLI KALMAK KAYDI İLE;
Şüphelinin, İcra ve İflas Kanunu'nun 340. maddesi uyarınca ödeme taahhüdünü haklı bir neden olmaksızın ihlal ettiği sabit olduğundan, hakkında üç aya kadar tazyik hapsine karar verilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin şüpheli üzerine bırakılmasına karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederiz.
Şikâyetçi Vekili
Av. ……………………………
ÖDEME TAAHHÜDÜNÜ İHLAL ŞİKAYET CEVAP DİLEKÇESİ
……………… İCRA CEZA MAHKEMESİ'NE
DOSYA NO : …../……
ŞÜPHELİ (BORÇLU):
MÜDAFİİ:
Av. ……………………………
ŞİKAYETÇİ:
VEKİLİ:
KONU: Şikâyete cevaplarımızın sunulması ile haksız ve hukuka aykırı şikâyetin reddi talebimizden ibarettir.
AÇIKLAMALAR
1-) HAK DÜŞÜRÜCÜ ŞİKÂYET SÜRESİ GEÇİRİLMİŞ OLDUĞUNDAN ŞİKÂYETİN REDDİ GEREKMEKTEDİR.
İcra ve İflas Kanunu'nun 347. maddesi uyarınca, İcra ve İflas Kanunu'nda düzenlenen şikâyete bağlı suçlarda şikâyet hakkı; fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay, her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren ise bir yıl içerisinde kullanılmalıdır. Anılan süreler hak düşürücü nitelikte olup, mahkemece resen gözetilmesi gereken kamu düzenine ilişkin sürelerdir.
Somut olayda, şikâyete konu edilen ödeme taahhüdünün ihlal edildiği tarih ile şikâyet tarihinin karşılaştırılması hâlinde, şikâyetin İİK'nın 347. maddesinde öngörülen hak düşürücü süreler geçtikten sonra yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle şikâyet hakkı düşmüş olup, artık ödeme taahhüdünü ihlal iddiasının esasının incelenmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.
Nitekim hak düşürücü süre geçtikten sonra yapılan başvuruların mahkemece resen dikkate alınması ve şikâyetin süre yönünden reddine karar verilmesi gerekmektedir. Bu husus, taraflarca ileri sürülmese dahi mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gereken usule ilişkin zorunlu bir şarttır.
Açıklanan nedenlerle, öncelikle İİK'nın 347. maddesinde düzenlenen hak düşürücü şikâyet süresinin geçirilmiş olması nedeniyle şikâyetin süre yönünden reddine karar verilmesi gerekmektedir.
2-) ÖDEME TAAHHÜDÜ KANUNUN ARADIĞI GEÇERLİLİK ŞARTLARINI TAŞIMAMAKTADIR
Şikâyetçi tarafından müvekkilim hakkında İcra ve İflas Kanunu'nun 340. maddesi uyarınca ödeme taahhüdünü ihlal ettiği iddiasıyla tazyik hapsi talep edilmiş ise de, dosya kapsamındaki ödeme taahhüdü incelendiğinde söz konusu taahhüdün kanunun aradığı şekil ve içerik şartlarını taşımadığı açıkça görülmektedir. Şöyle ki;
2.1-) TAAHHÜDE ESAS ALINAN BORÇ HESABI BELİRLİ VE DENETLENEBİLİR DEĞİLDİR
İİK'nın 340. maddesinin uygulanabilmesi için ödeme taahhüdüne esas alınan borcun hiçbir tereddüde yer vermeyecek şekilde belirlenmiş olması gerekmektedir. Somut olayda ise dosya hesabında yer alan borç kalemleri ile toplam borç arasında denetime elverişli bir hesaplama bulunmamaktadır.
2.2-) FAİZ TÜRÜ VE HESAPLAMA ESASLARI BELİRTİLMEDİĞİNDEN TAAHHÜT DENETLENEBİLİR NİTELİKTE DEĞİLDİR.
Taahhüt tutanağında, son ödeme tarihine kadar işleyecek faiz hesaplanmış olmasına rağmen bu hesabın hangi faiz türüne göre yapıldığı belirtilmemiştir. Faizin yasal faiz mi, ticari temerrüt faizi mi, avans faizi mi yoksa başka bir faiz türü mü olduğu açıkça gösterilmediğinden, taahhüt altına alınan borcun doğruluğunun denetlenmesi mümkün değildir. Borçlunun hangi faiz türünü kabul ettiği anlaşılamadığı gibi, hesaplamanın doğru yapılıp yapılmadığı da tespit edilememektedir. Bu nedenle taahhüt, kanunun aradığı açıklık ve belirlilik şartını taşımamaktadır.
2.3-) TAHSİL HARCININ HARİCEN TAHSİL ESAS ALINARAK HESAPLANMASI NEDENİYLE TAAHHÜDE ESAS BORÇ HATALI BELİRLENMİŞTİR.
Şikâyete konu ödeme taahhüdüne esas alınan dosya hesabı incelendiğinde, tahsil harcının haricen tahsil esasına göre hesaplandığı anlaşılmaktadır. Oysa ödeme taahhüdü icra dosyası kapsamında ve icra müdürlüğü huzurunda düzenlenmiş olup, borcun henüz haricen tahsil edildiğine ilişkin herhangi bir hukuki durum bulunmamaktadır.
Haricen tahsil harcı ile icra veznesine yapılacak tahsilat nedeniyle alınacak tahsil harcı farklı hukuki esaslara tabidir. Dosyanın hukuki durumuna uygun olmayan tahsil harcı esas alınarak yapılan hesaplama, taahhüde esas alınan toplam borç tutarının hatalı oluşmasına neden olmuştur.
Bu nedenle ödeme taahhüdüne esas borç hesabı gerçeği yansıtmamakta olup, borçlunun hangi tutarı kabul ettiği denetlenebilir şekilde ortaya konulamamaktadır. Borç miktarının hatalı hesaplanması ve tahsil harcının yanlış esaslara göre belirlenmesi, ödeme taahhüdünün geçerliliğini ortadan kaldıran önemli usul eksikliklerinden biridir.
Bu sebeple, hatalı hesaplamaya dayalı olarak düzenlenen ödeme taahhüdüne hukuki sonuç bağlanması ve İcra ve İflas Kanunu'nun 340. maddesi uyarınca müvekkil hakkında tazyik hapsine karar verilmesi mümkün değildir.
2.4-) ŞİRKET YETKİLİSİNE AİT YETKİ BELGESİ VE İMZA SİRKÜLERİNİN DOSYA KAPSAMINDA BULUNMAMASI NEDENİYLE TAAHHÜDÜN GEÇERLİLİĞİ TARTIŞMALIDIR.
Şikâyete konu ödeme taahhüdü şirket adına hareket ettiği belirtilen kişi tarafından verilmiş ise de, dosya kapsamı incelendiğinde, taahhüt tarihinde şirketi temsil ve ilzama yetkili olduğuna ilişkin yetki belgesi ile imza sirkülerinin icra dosyasına usulüne uygun şekilde ibraz edilip edilmediği ve dosyaya kazandırıldığı anlaşılamamaktadır.
Her ne kadar taahhüt tutanağında "yetki belgesi ve imza sirküleri sunuldu, birer örneği dosyaya alındı" şeklinde bir ibareye yer verilmiş olsa da, söz konusu belgelerin icra dosyasında veya UYAP kayıtlarında bulunmaması, taranmamış olması ya da denetime elverişli şekilde dosya kapsamına alınmamış olması hâlinde, taahhütte bulunan kişinin şirketi temsil ve ilzam yetkisinin mevcut olup olmadığı denetlenemeyecektir.
Şirket adına verilen ödeme taahhüdünün geçerli kabul edilebilmesi için, taahhütte bulunan kişinin temsil yetkisinin açık ve tereddüde yer vermeyecek şekilde dosya kapsamından anlaşılması zorunludur. Bu hususun ispat edilemediği hâllerde, taahhüdün geçerliliğinden söz edilemeyeceği gibi, İcra ve İflas Kanunu'nun 340. maddesi kapsamında sorumluluk da doğmayacaktır.
2.5-) ÖDEME TAAHHÜDÜ TUTANAĞINDA İCRA MÜDÜRÜ / İCRA MÜDÜR YARDIMCISININ İMZASININ BULUNMAMASI NEDENİYLE TAAHHÜT USULÜNE UYGUN OLARAK DÜZENLENMEMİŞTİR.
İcra ve İflas Kanunu'nun 340. maddesi kapsamında ödeme taahhüdünün hukuki sonuç doğurabilmesi için, taahhüdün icra müdürlüğü huzurunda ve usulüne uygun şekilde düzenlenmiş olması zorunludur.
Somut olayda dosyaya sunulan ödeme taahhüdü tutanağı incelendiğinde, tutanağın icra müdürü veya icra müdür yardımcısı tarafından usulüne uygun şekilde imzalanmadığı görülmektedir. İcra müdürlüğü tarafından düzenlenen resmî bir tutanağın, düzenleyen görevli tarafından imzalanmamış olması, tutanağın resmî belge niteliğini ve hukuki geçerliliğini tartışmalı hâle getirmektedir.
İcra müdürü veya icra müdür yardımcısının imzasını taşımayan bir ödeme taahhüdünün, İcra ve İflas Kanunu'nun 340. maddesi kapsamında geçerli bir ödeme taahhüdü olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Zira icra görevlisinin imzası, tutanağın usulüne uygun olarak düzenlendiğini ve içerdiği işlemlerin resmiyet kazandığını gösteren zorunlu şekil unsurlarından biridir.
Bu nedenle, usulüne uygun şekilde imzalanmamış olan ödeme taahhüdüne dayanılarak müvekkil hakkında tazyik hapsine karar verilmesi hukuka aykırı olacaktır. Açıklanan nedenlerle, şikâyetin reddine karar verilmesi gerekmektedir.
2.6-) BORÇLUNUN TAAHHÜDÜ OKUYUP ANLADIĞINA İLİŞKİN EL YAZILI BEYANI BULUNMAMAKTADIR.
Şikâyete konu ödeme taahhüdü incelendiğinde, müvekkilin yalnızca imzasının bulunduğu, ancak taahhüt metnini okuyup anladığını ve serbest iradesiyle kabul ettiğini gösterir herhangi bir el yazılı beyanının yer almadığı görülmektedir.
Her ne kadar ödeme taahhüdü tutanağında hukuki ve cezai sonuçların anlatıldığına ilişkin matbu ifadelere yer verilmiş ise de, müvekkilin bu açıklamaları okuyup anladığını ve özgür iradesiyle kabul ettiğini gösteren "Okudum, anladım, kabul ediyorum." veya benzeri içerikte kendi el yazısıyla yazılmış bir beyanı bulunmamaktadır.
Bu durum, müvekkilin taahhüdün hukuki sonuçları konusunda yeterince bilgilendirilip bilgilendirilmediği ve taahhüdü bilinçli şekilde verip vermediği hususunda ciddi tereddüt oluşturmaktadır. Özgürlüğü bağlayıcı sonuçlar doğurabilecek bir ödeme taahhüdünün, borçlunun iradesini hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya koyması gerekir.
Bu nedenle, yalnızca imza içeren ve borçlunun taahhüdü okuyup anladığını gösteren açık bir irade açıklamasını içermeyen ödeme taahhüdüne dayanılarak müvekkil hakkında İcra ve İflas Kanunu'nun 340. maddesi uyarınca tazyik hapsine karar verilmesi hukuka uygun olmayacaktır.
2.7-) ÖDEME TAAHHÜDÜ TUTANAĞINDA DÜZENLENME TARİHİ BULUNMAMAKTADIR.
Şikâyete konu ödeme taahhüdü incelendiğinde, tutanağın düzenlenme tarihine yer verilmediği ya da düzenlenme tarihinin açık ve tereddüde mahal vermeyecek şekilde belirtilmediği görülmektedir.
Ödeme taahhüdünün hangi tarihte düzenlendiği; taahhüdün geçerliliğinin, ödeme vadelerinin, şikâyet süresinin ve diğer hukuki sonuçların değerlendirilmesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Düzenlenme tarihi bulunmayan veya belirlenemeyen bir taahhüdün hangi hukuki şartlar altında verildiğinin tespiti mümkün değildir.
Ayrıca, İcra ve İflas Kanunu'nun 347. maddesinde düzenlenen hak düşürücü şikâyet sürelerinin hesaplanabilmesi bakımından da taahhüdün düzenlenme tarihi ve ihlalin gerçekleştiği tarihler büyük önem arz etmektedir. Düzenlenme tarihini içermeyen bir tutanağın, hukuki denetime elverişli olduğundan söz edilemez.
Bu nedenle, düzenlenme tarihi bulunmayan veya tereddüt oluşturacak şekilde düzenlenen ödeme taahhüdüne dayanılarak müvekkil hakkında İcra ve İflas Kanunu'nun 340. maddesi uyarınca tazyik hapsi uygulanması hukuken mümkün değildir.
2.8-) TAAHHÜDE ESAS DOSYA HESABI İCRA MÜDÜRÜ TARAFINDAN ONAYLANMAMIŞTIR.
Ödeme taahhüdüne esas alınan dosya hesabının, icra müdürlüğü tarafından oluşturulduğu ve denetlendiği hususu dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Dosya hesabının icra müdürlüğünce onaylandığını gösteren herhangi bir kayıt veya imza bulunmaması nedeniyle, taahhüde esas borç hesabının doğruluğu denetlenememektedir. Denetlenemeyen bir borç hesabına dayanılarak düzenlenen ödeme taahhüdünün geçerli kabul edilmesi mümkün değildir.
3-) KABUL ANLAMINA GELMEMEK KAYDIYLA, MAHKEMENİZCE TAAHHÜDÜN GEÇERLİ OLDUĞUNUN KABULÜ HÂLİNDE HAKLI MAZERETİN VARLIĞI DA GÖZETİLMELİDİR.
Yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, şikâyete konu ödeme taahhüdünün kanunun aradığı geçerlilik şartlarını taşımadığı kanaatindeyiz. Bu nedenle öncelikli talebimiz, ödeme taahhüdünün geçersiz olduğunun kabulü ile şikâyetin reddine karar verilmesidir.
Ancak, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla; Mahkemenizce ödeme taahhüdünün geçerli olduğu yönünde bir değerlendirme yapılması hâlinde aşağıdaki açıklamaların da dikkate alınması gerekmektedir.
3.1-) MÜVEKKİLİN KUSURUNDAN KAYNAKLANMAYAN HAKLI MAZERETİ BULUNMAKTADIR.
3.2-) ÖNCEDEN BELİRLENMESİ MÜMKÜN OLMAYAN OLAĞANÜSTÜ GELİŞMELER NEDENİYLE TAAHHÜDÜN YERİNE GETİRİLMESİ MÜMKÜN OLMAMIŞTIR.
HUKUKİ NEDENLER:
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, Harçlar Kanunu, ilgili sair mevzuat ile Yargıtay'ın yerleşik içtihatları.
DELİLLER
…………… İcra Müdürlüğü'nün …../….. Esas sayılı icra takip dosyası,
Şikâyete konu ödeme taahhüdü tutanağı,
İcra dosyasında bulunan hesap cetveli,
UYAP kayıtları,
Ticaret Sicili kayıtları,
Şirket imza sirküleri ve temsil yetkisini gösteren belgeler,
Bilirkişi incelemesi (gerektiğinde),
Tanık (gerektiğinde),
Yemin (gerektiğinde),
Her türlü yasal delil.
SONUÇ VE İSTEM:
Yukarıda arz ve izah olunan nedenlerle FAZLAYA DAİR HAKLARIMIZ SAKLI KALMAK KAYDI İLE;;
1-) Öncelikle, İcra ve İflas Kanunu'nun 347. maddesinde düzenlenen hak düşürücü şikâyet süresinin geçirilmiş olması nedeniyle şikâyetin süre yönünden reddine,
Mahkemenizce bu itirazımızın yerinde görülmemesi hâlinde;
2-) Şikâyete konu ödeme taahhüdünün İcra ve İflas Kanunu'nun 340. maddesinde aranan şekil ve geçerlilik şartlarını taşımadığının tespitine, bu nedenle ödeme taahhüdünü ihlal suçunun yasal unsurlarının oluşmadığının kabulü ile şikâyetin esastan reddine,
3-) Mahkemenizce aksi kanaate varılması ihtimaline binaen ve önceki savunmalarımızın hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemesi kaydıyla, müvekkilin haklı mazeretinin de değerlendirilerek hakkında tazyik hapsine hükmedilmemesine,
4-) Yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin şikâyetçi üzerine bırakılmasına,
karar verilmesini vekâleten saygıyla arz ve talep ederiz.
Şüpheli BorçluVekili
Av. ................................



Yorumlar